“Değerli Medya Mensupları Sevgisizlik Propagandasına Aracı Olmayın”

Adnan Oktar davası kapsamında 11 Temmuz 2018 tarihinde gözaltına alınan Ayşe Koç; kardeşleri Nilüfer Koç, Tarık Koç ve Necati Koç ile birlikte tutuklanmış ve 18 ay cezaevinde kalmıştı. Elektronik kelepçe şartıyla tahliye edildikten sonra gerek haber kanallarına gerekse yazılı basına önemli açıklamalarda bulunan Ayşe Koç’tan şimdi de etkin pişmanlıktan yararlanan ve geçtiğimiz günlerde hakim karşısına çıkan Ayça Pars ve medyanın haberlere yaklaşımı hakkında yeni bir açıklama geldi. Söz Ayşe Koç’ta:

“11 Temmuz 2018 günü Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik düzenlenen operasyon kapsamında 8 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandım ve 18 ay Cezaevi’nde kaldım. Hakim karşısında 26 Kasım 2019 günü savunmamı yaptıktan sonra 13 Aralık 2019 tarihinde 91 arkadaşımla birlikte adli kontrol şartıyla tahliye oldum.

            Davamızın dün (26.Şubat.2020) devam eden duruşmasında ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıp Cezaevinden çıkan, 30 yıllık arkadaşım Ayça Pars savunma yaptı. Ayça Pars savunmasında 30 yıllık dostluğumuz boyunca asla yaşanmayan, hiçbirimizin asla şahit olmadığı birtakım iddialarla ortaya çıktı. Bunun tek nedeni ise Ayça Pars’ın geçirdiği ölümcül anaflaktik şok nedeniyle cezaevi şartlarına dayanamaması ve kendisine sunulan tek seçenek olan “ya itirafçı olursun ya da hapisten asla çıkamazsın” teklifiyle karşı karşıya kalmasıydı. Hayati tehlikesi olan bir hanıma bırakılan bu tek seçeneği Ayça Pars mecburen kabul etmek zorunda kaldı ve tahliye oldu. Cezaevine girdikten sonra benzer bir teklif bana, öz kardeşlerime ve pek çok arkadaşıma da yapıldı. Ancak ben bunu asla kabul etmedim ve etmem. Hayatım boyunca karakolun kapısından dahi girmemiş, kanunlara son derece titiz bir hayat yaşayan şahsım, tamamen magazin içerikli, bomboş ithamlarla yargılanıyorum.

Bazı haber sitelerinde konu edinilen şahıs Ayça Pars benim 27 yıldır yakından tanıdığım ve bize düzenlenen operasyondan önce A9 TV stüdyosunda hemen hemen her gün birlikte olduğum arkadaşım, dosttan da öte kardeşimdir. Beyhude bir çaba ile Ayça Pars ile olan 30 yıla varan dostluğumuzu 30 dakikada yok etmeye çalışıyorlar. Beni ve arkadaşlarımı birbirimizden ayırıp, dağıtmak için bir oyun oynanıyor ama biz buna izin vermeyeceğiz. Bizler, 30 yıllık dostluklarımızı içeriği bomboş, somut delilden yoksun, hukuka aykırı, tamamen magazin içerikli iddialar yüzünden heba etmeyeceğiz.

Ayça Pars Cezaevi’ndeki korkunç şartlar nedeniyle tekrar anaflaktik şok geçirmemek için başta kendisine olmak üzere Sn. Adnan Oktar’a ve bizlere korkunç iftiralarda bulunmak zorunda bırakıldı. Çünkü aynı bana yapıldığı gibi ona da sunulan tek seçenek vardı; ya bu hayali hikayeleri anlatıp çıkarsın ya da hapiste çürürsün. Ayça Pars, bundan 20 ay önce Savcı’nın karşısına çıkıp asla yaşamadığı, hiç olmamış olayları anlattı ve mecbur bırakılmışlığın bir devamı olarak dün de Hakim’in karşısında hem kendine hem de arkadaşlarına yönelik bu iftiralara devam etmek zorunda kaldı. Bunu yapmasaydı ne olurdu? Ayça Pars’ı o an duruşma salonunda tutuklayıp, Silivri Cezaevi’ne gönderirlerdi. Ayça Pars bu riski asla göze alamaz çünkü o hayatı boyunca yanında adrenalin iğnesi taşımak zorunda olan, ölümcül alerjik hastalığa sahip bir hasta ve cezaevi şartlarında yaşayamaz.

Ben, Ayça Pars’ı seviyorum ve ona merhamet ediyorum. Çünkü biz 30 yıl boyunca iyi günde de kötü günde de hep birbirimizin yanında olduk, onun derdi benim derdim oldu, her zorluğu birlikte aştık. O da bizleri canı gibi seviyor. İlk anaflaktik şoku geçirdiğinde onun hayatının kurtulmasına vesile olan Sn. Adnan Oktar, ben ve pek çok arkadaşım yanındaydık. Kendisi de bunu çok iyi bilir. Ancak şu an hapis tehdidi nedeniyle gerçekleri açıklayamıyor, ki bunu anlayışla karşılıyorum.

Ayça Pars’ın ifadelerinde dikkat çeken bir başka husus da bizlerin hırçın, tehlikeli, öfkeli, saldırgan gibi gösterilme çabasıdır. Bu propaganda, hukuki anlamda hiçbir şey ifade etmiyor, afaki bomboş ithamlar. Peki bu neden yapılıyor? Amaç, beni ve arkadaşlarımı zararlı, tehlikeli kişiler olarak lanse edip kamuoyunda tepki oluşturmak, bize kendilerince zarar vermek, bizi birbirimizden koparmak, bizleri tehlike gibi göstererek toplumdan izole etmek. Bir diğer amaç da şu an tutuklu yargılanan arkadaşlarımın tutukluluk süresini uzatmaktır.

Bu tip girişimler bizim sevgimize, dostluğumuza asla zarar veremez. Bizim sevgimiz tertemiz, rahmani bir sevgi. Çıkarsız bir sevgi. Biz birbirimizi her zaman sevdik ve her ne olursa olsun seveceğiz. Başta Sn. Adnan Oktar olmak üzere ben ve arkadaşlarım Ayça Pars’ı hep koruduk, kolladık, sağlığı için en güzel ihtimamı gösterdik. O bizim her zaman seveceğimiz dostumuz, kardeşimizdir.

Çok acı bir gerçek ki toplumda sevgisizlik ve öfke çığ gibi tırmanıyor. Sizler değerli medya mensupları olarak sevgisizlik propagandasına aracı olmayın. Sizden istirhamım elinizdeki bu güzel imkanı kullanarak sevgiyi, bilhassa kadınlara karşı sevgiyi, merhameti, kardeşliği, dostluğu, vefayı, saygıyı ön plana çıkarmanızdır.

Tüm bu açıklamaların doğrultusunda haber içeriklerinde bilhassa kadına nefreti körükleyen kısımların revize edilmesini ve hukuki anlamda da bir gereklilik olarak, Ayça Pars’ın tüm anlatımlarının birer iddia olduğunun belirtilmesini talep ederim.

Saygılarımla, Ayşe Koç”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir